Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
belgesel film
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Hayattan alınan herhangi bir olguyu, kendi doğal çevresi ve akışı içinde veya gerçeğe en yakın bir biçimde hazırlanmış yapay bir yerde işleyen, belirli bir amacı yansıtan film


belgeselci
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belgesel film çeken veya bunun üzerinde çalışan kimse

2. Belgesel niteliğindeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen kimse


belgeselcilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belgeselcinin yaptığı iş


belgesiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Belgesi olmayan


belgesizlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belgesiz olma durumu


belgevşekliği
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Cinsel gücü yitirme


belgi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik, alamet, nişan

2. Şiar


belgileme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belgilemek işi


belgilemek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Belgi ile göstermek


belgili
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Belgiye dayanan, belirli olan


belgin
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan, sarih

Örnek:

1. Yalnızca beyaz elleri belgin, bir hülya kadını, dağılan bir evrenin perisi olup çıkar.

1. Yalnızca beyaz elleri belgin, bir hülya kadını, dağılan bir evrenin perisi olup çıkar.


belginlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belgin olma durumu, sarahat


belgisiz

İlgili Kelimeler:

belgisiz sıfat, belgisiz zamir

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Belirsiz


belgisiz sıfat
Anlamı:

1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Belirsizlik sıfatı


belgisiz zamir
Anlamı:

1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Belirsizlik zamiri


belgisizlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belirsizlik


belgit
Anlamı:

1. isim , isim , ticaret , ticaret , isim , isim , ticaret , ticaret , Senet

2. mantık , mantık , mantık , mantık , Bir önermeyi tanıtlamak için gösterilen ve daha önce doğru diye kabul edilen başka önerme, hüccet, burhan


beli
Anlamı:

1. edat , edat , eskimiş , eskimiş , edat , edat , eskimiş , eskimiş , Evet


Lisan : Farsça belī

Telaffuz : beli:

beli açılmak
Anlamı:

1. küçük abdestini tutamaz olmak


beli bükük
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Beli bükülmüş

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Güçsüz, zavallı

Örnek:

1. Az beli bükük ve gözleri biraz baygın bir ihtiyar.

1. Az beli bükük ve gözleri biraz baygın bir ihtiyar.


beli büküklük
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Beli bükük olma durumu


beli bükülmek
Anlamı:

1. yaşlılık yüzünden güçsüz kalmak, bir iş yapamayacak duruma düşmek


beli çökmek
Anlamı:

1. kamburlaşmak


beli gelmek
Anlamı:

1. cinsel birleşme sırasında salgı boşalmak


beliğ
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Belagati olan, belagatli

2. Anlaşılır

Örnek:

1. Çeşmeden sökülmüş o kitabenin yeri kendisinden daha beliğ bir şekilde hafızamda kaldı.

1. Çeşmeden sökülmüş o kitabenin yeri kendisinden daha beliğ bir şekilde hafızamda kaldı.


Lisan : Arapça belīġ

Telaffuz : beli:ğ